NTS Medicare

SIKÇA SORULAN
SORULAR

YAŞLILARDA EV KAZALARINI ÖNLEMEK VE YAŞLILAR IÇIN EV DÜZENLEMESI

Son yıllarda ileri yaş nüfusun artışı birlikte evinde yalnız yaşayan ileri yaş grubu için rutin sağlık
sorunları yanı sıra ev kazaları da önemli bir sorun oluşturmaktadır.
İleri yaş nedeniyle oluşan fizyolojik değişiklikler, kronik hastalıklar, Alzheimer ve demans gibi
hastalıklar nedeniyle oluşan unutkanlıklar vb. ev kazalarının görülme sıklığını arttırmaktadır.
Yaşanan bu kazalar ise hayatlarına yeni sağlık sorunları ekliyor ve günlük yaşamlarını
zorlaştırmaktadır.
Yapılan araştırmalarda ölümcül düşmelerin %60 gibi önemli bir bölümü ev içinde olmaktadır.
Kaza geçirme olasılığı yaş, yalnız yaşamak, eğitim seviyesi gibi değişkenlere bağlı olarak
artmaktadır.
Düzenli egzersiz yapmamak, fazla sayıda ilaç kullanmak, görme problemi, sık baş dönmesi,
fiziksel yetersizlikler ve hipertansiyon hastası olmak da ev kazaları açısından riski artırmaktadır.
Yaşlılarda kemik yoğunluğunun azalması ve kemiğin daha kırılgan olması ev kazalarının daha
ağır sonuçları olmasına neden olmaktadır. Basit düşmelerde bile kemik kırıkları ve hareket
kısıtlılığı, yatağa bağımlı olma hali sık görülmektedir.
Görme, dokunma, duyma ve koklama duygularında azalma, fiziksel işlevlerin azalması, esneme,
kaldırma ve eğilme hareketlerinin güçleşmesi sonucunda reflekslerin yavaşlaması sonucu
kazalara eğilim artırmaktadır
Düşmelerin yaşlılarda ayrıca bağımsızlık ve güven kaybına neden olabileceği de göz ardı
edilmemelidir
Düşmeler en çok merdivenler, sandalye ve diğer mobilyalar, paspas ve yer döşemeleri nedeniyle
oluşmaktadır
Kültürel farklılıklar ihmal edilmeden yapılacak güvenlik uygulamaları yaşlıların evde bakımını
kolaylaştırır. Bunları liste haline getirmek uygulayan kişiler için hem hatırlatıcı hem de eğitici olur.
Yaşlı bir aile veya kişinin konut ihtiyacı gençlere göre farklıdır. Antre, mutfak, oturma odası, yatak
odası, banyo ve tuvalet gibi alanların yeniden düzenlenmesi uygun olabilir.

ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

  • Yaşa bağlı ortaya çıkan fizyolojik yetersizlikleri gideren yardımcı araçların (işitme aygıtı, gözlük (vb) sağlanmalıdır.
  • Yaşlı evde çok uzun süre yalnız kalıyorsa banyo, mutfak ve sürekli bulunduğu alanlarda telefon bulundurulmalıdır.
  • Acil telefon numaraları büyük harflerle ve büyük bir kağıda yazılıp telefonun başına asılmalı kullanıyorsa cep telefonun ekran kilidi uygulaması kaldırılıp hızlı arama ayarlanmalıdır.
  • Acil Servis, itfaiye ve polis telefon numaraları da bu listeye eklenmelidir
  • Kullanılacak telefonların rakamları büyük ve kullanımı kolay olmalıdır
  • Birkaç yerde aynı telefondan bulundurulmalı ve telefon yaşlı yere düşse bile ulaşımı kolay yerlerde durmalı.
  • İç ve dış kapı tutamakları kolayca çalışabilmelidir
  • Tüm eşikler kaldırılmalıdır.
  • İçeriden kapılar kolay açılmalı fakat dışarıdan birinin girişini önleyecek güvenlik unutulmamalıdır.
  • İlaçlar güvenli, direkt ışık almayan ve serin yerlerde depolanmalıdır.
  • İlaçlar kendi kutularında tutulmalıdır.
  • Yanlış ilaç kullanımını engellenmek için ilaç kutularının üzerine çeşitli uyarıcılar yapıştırılmalıdır.
  • Zemine kayabilecek halı, kilim vb. serilmemeli, kenarlarının kıvrılıp takılma ve düşmelere yol açmamasına dikkat edilmeli.
  • Aydınlatma cihazları temiz ve bakımlı olmalıdır.
  • Elektrik, telefon vb. kabloları açıkta ve dağınık olmamalıdır
  • Elektrik fiş ve prizleri, geceleri ve acil durumlarda kolayca görünebilmesi için ışıklı vb. olmalıdır
  • Mümkünse ev ve çalışma alanlarında yangın alarmı kullanılmalıdır
  • Zemini, özellikle ıslak alanlar kaymaz malzemeden yapılmalıdır
  • Kullanılmayan eşyalar mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır.
  • Etkin ısıtma sistemi olmalıdır
  • Yaşlıların yatakta sigara içmesi engellenmelidir. Engellenemiyor ise küllükler derin ve çok az miktarda su konulmuş olmalıdır
  • Ayak tabanı kaymayan terlik ya da ayakkabı seçilmelidir
  • Yangın merdiveni ya da acil çıkış kapıları olmalıdır
  • Evde giriş ve koridorlarda uygun yerlerde, takılıp düşmeye neden olmayacak, oturup
    dinlenebilecekleri koltuk vb bulunmalı. Girişte ve koridorlarda tutma kolları konulmalıdır
  • Elektrik düğmeleri ışınımlı tercih edilmeli, yükseklikleri ve kolay ulaşılabilirlikleri ayarlanmalıdır
  • Giriş ve koridorlar da dahil olmak üzere yeterli aydınlatma sağlanmalıdır
  • Evde bulunan koltuk ve sandalyeler kolay oturulabilir ve kalkılabilir yükseklikte olmalıdır
  • Masa ve sehpa yükseklikleri uygun olmalıdır
  • Mutfakta ocak ve fırın gibi elektrikli cihazlar bakımlı ve kolay kullanılabilen, güvenlik kilitleri olanlardan seçilmeli, yerleri de değiştirilmeden kullanılabilir olmalıdır
  • Yine mutfakta kullanılan kaplar kullanıma göre kolay ulaşılabilir ve kaldırılabilir olmalıdır
  • Mutfak ve banyoda musluklar sıcak soğuk göstergeli (ışıklı vb) olmalı, zeminler ıslak bırakılmadan hemen kurulanmalı.
  • Tuvalet ve banyo alanlarında tutma kolları mutlaka bulunmalıdır.
  • Mutfak ve banyoda yeterli havalandırma sağlanmalıdır.
  • Yatak odasında ısıtıcı ve elektrikli battaniye asla bulunmamalıdır.
  • Tüm evin ısısı yaz ve kış farkı unutulmadan yeterli sıcaklıkta tutulmalıdır.
  • Dolap içi aydınlatmalar eşyalarını bulma ve kullanma konusunda yaşlıyı rahatlatacaktır.
  • Özellikle yürüyüş ve denge için hatırlatıcı görsel uyarıcılar olası yaralanmaları azaltabilir.
  • Çocuklarda olduğu gibi yuvarlak hatlı mobilyalar ve rahatlatıcı renkler tercih etmeyi de
    unutmamalıdır.

TERMINAL DÖNEM HASTALIKLARDA PALYATIF YAKLAŞIM

Maalesef bazı durumda modern tıpa göre hastaların şifa şansı kalmamakta ve hastayı iyileştirmek amaçlı tıbbi tedavi sonlandırılmaktadır. Ancak hastanın hastalığından kaynaklı yakınmaları devam etmektedir. Bu durumda hastanın yakınmalarını yok etmek veya en alt seviyede tutmak için yapılacak destek tedavisi tıp dilinde Palyatif Tedavi olarak adlandırılmaktadır. İleri evre kanser hastaları, bazı nörolojik hastalıkların (ALS, Multpl Scleroz, Parkinson, Alzheimer vs) son dönemindeki hastalar bu grup hastaların önemli bir bölümünü oluşturur.
Hastanın palyatif tedavi kapsamına alınma kararı öncesinde hasta ve yakınlarının ayrıntılı bilgilendirilmesi çok önemlidir. Genellikle hasta ve yakınlarının tanı ve süreç konusunda doğru bilgilendirilmesi konusunda eksiklikler yaşanmaktadır. Özellikle hastadan gerçek tanı ve süreç gizlenmekte sözde hasta morali yüksek tutulmaya çalışılmaktadır.  Bu şekilde terminal dönemdeki hastanın hekiminden ve tedaviden beklentisi ile süreç uyuşmamaktadır. Buna bağlı hekime öfke, güvensizlik gibi duygular gelişmekte sürekli başka seçenekler aramak durumunda kalan hasta ve yakını maddi ve manevi olarak daha fazla hırpalanmaktadır. Hastalığın şifa şansı olmadığı bilgisine sahip olan hastanın kendisine sunulan tetkik ve tedavi seçeneklerini değerlendirme ve bu bağlamda  kabul ya da reddetmesi daha sağlıklı olacaktır. Terminal dönem hasta hakları konusu daha realist olarak  tartışılması gerekmektedir.
Hastanın ve yakınlarının hastalığın seyri, hastanın bundan sonra yaşaması muhtemel sıkıntılar ve bu konuda yapılacaklar hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bu sayede oluşması beklenen sağlık probleminin yaratacağı sıkıntı azalır. Yaşadığı sağlık problemlerinin nedeni ve yapılacaklar hakkında bilgi sahibi olan hasta ve hasta yakınının süreci kontrolü daha kolay olacaktır.   Palyatif tedavi süreci içinde hasta yakınları da psikolojik destek almalıdır. Hastasının evde yaşamının son evrelerinde yaşadığı sağlık problemlerine tanık olmak ve yaşadığı çaresizlik hasta yakınlarında psikolojik çökkünlük yaratabilir. Hastanın fiziksel kısıtlamasında ve psikolojik sıkıntılarındaki artma nedeni ile hasta yakınına olan ihtiyacı artmakta dolayısı ile hasta yakınının iş ve sosyal yaşamı aksamaktadır. Öncelikle hasta ve yakınlarının ölüme kadar olan bu süreci nerede tamamlamak istedikleri kararını vermeleri eğer bu süreç evde geçirilecekse sürecin kaliteli ve daha az travmatik olması için hastanın bakımı ile ilgili evde profesyonel destek alınması gerekir. Eğer bu süreci bir sağlık merkezinde geçirmek gibi bir istek varsa ülkemizde henüz palyatif bakım merkezleri ihtiyaca cevap verebilecek durumda olmadığı hastanelerin de tüm süreç boyunca hastayı yatırmalarının olanaksızlığı nedeni ile bunun zor olabileceği göz önüne alınmalı buna göre tedbir alınmalıdır.
Terminal dönem hasta bakımında profesyonel destek alınan sistemin multidisipliner (doktor, hemşire, psikolog, fizyoterapist, diyetisyen) bir sistem olması en doğru yaklaşımdır. Hastalıkta süreç ilerledikçe yeni gelişebilecek sorunlarda tecrübeli donanımlı bir ekip ile kontrol sağlanması daha kolaydır.
Olması muhtemel sağlık problemleri

  • Bulantı-kusma
  • Beslenememe
  • Kilo Kaybı
  • Tuvalet ihtiyacını yapamama ya da ishal
  • Yutma güçlüğü
  • Halsizlik-yorgunluk
  • Kas zayıflığı ve buna bağlı hareket kısıtlılığı
  • Solunum Sıkıntısı
  • İdrar Yapamama veya idrar kaçırma
  • Ağrı
  • Yatak yaraları
  • Ağız yaraları
  • Kalp Ritm Bozuklukları
  • Vücutta şişlikler ve renk değişiklikler
  • Ateş
  • Depresyon
  • Şuur bulanıklığı
  • Ajitasyon
  • Uykusuzluk
  • Görmede bulanıklık
  • Kasılmalar

Tüm bu karmaşık bulguların gelişebileceğini  öngörmek ve buna hazırlıklı olmak, geliştiği zaman bu kadar karmaşık problemle baş edebilme becerisini göstermek hasta ve ailenin sınırlarının çok ötesindedir. Konusunda deneyimli bir sistemin (Evde Bakım Merkezleri, Palyatif Bakım Merkezleri, Hospisler vs ) desteği ile bu dönem daha az travmatik atlatılmış olur.

YOĞUN BAKIMDAN TABURCULUK SONRASI EVDE HASTA BAKIMINA HAZIRLIK

Yoğun bakım sonrası hastaların evde bakımında ( özellikle adaptasyon dönemi olan ilk bir hafta) sıkıntı yaşamamak için hastanın bakım ihtiyaçlarının doğru tespiti çok önemlidir. Özellikle solunum destek cihazına ( Ventilatör cihazı, BİBAP cihazı, CPAP Cihazı vs) ihtiyaç duyan hastalar, sürekli oksijen ihtiyacı olan hastalar, mideden direkt beslenen (PEG li ya da bilinen adı ile Gastrostomili ) hastalar, idrar sondası olan hastalar, yatak yarası olan hastaların bakımında bu konularda teknik donanımı olan profesyonel kişilerin gözetiminde hastaya bundan sonra bakacak kişilerin bakım ile ilgili eğitimi süreci geçirilmelidir. Bu şekilde kurgulanmış bir işleyiş ile taburculuk sonrası gelişebilecek tıbbi sıkıntılar azaltılır.
SGK tarafından ödenebilecek ilaç, hasta bezi, mama gibi ihtiyaçların raporları ve reçetelerinin uygun olarak temini önemlidir.
Hastaneden eve taburcu olurken ev ortamının hastaya göre adapte edilmesi önemlidir. Hastanın odası hastanın ihtiyaçlarını karşılayacak derecede donanımlı, hareketini kolaylaştıracak şekilde sade olmalıdır. Odanın ısısı, nemi havalandırması hastanın durumuna göre düzenlenmelidir. Hastanın odası seçilirken tuvalet ve banyo ihtiyacı göz önüne alınmalıdır. Hasta eve değil ev hastaya adapte edilmelidir. Taburculuk öncesi ev bu bakış açısı ile düzenlenmeli gerekirse bu konuda profesyonel yardım alınmalıdır.
Hastanın ihtiyacı olan veya olma ihtimali olan malzemelerin evde bulunması çok önemlidir. Bu konuda ihtiyaçların doğru tespiti çok önemlidir. Eksikliği kadar ihtiyaç fazlası malzeme temini de sık rastlanan sorunlardandır. Konu hakkında çok bilgi sahibi olmayan hasta yakınları medikal marketlerin satış elemanları tarafından yanlış yönlendirme sonucu hastanın ihtiyacı olmayan birçok malzeme satın aldıkları, evde hastaya asla kullanılmayacak yığınlar oluştuğu sık rastlanan durumlardır.
Hastaneden taburcu olurken aşağıdaki konularda bilgi sahibi olmak, takipte olması muhtemel sıkıntıların önüne geçilmiş olur.

  • Mevcut durum doğru tespit edildi mi?
  • Vücudunda herhangi bir yara var mı?
  • Devam eden bir enfeksiyonu var mı?
  • Son laboratuar değerleri nedir?
  • Hastane tarafından hastaya yapılan uygulamaların (idrar sondası, damar yolu için takılmış intraket vs) tarihleri ve değiştirilmesi gereken tarihler bildirildi mi?
  • Epikriz, rapor ve bundan sonraki tedavi düzenlenmiş mi?
  • Hastada gelişecek sorunlarda bilgi almak için bağlantı kurulacak kişiler belirlendi mi?
  • Kontrol muayene ne zaman ve ne şekilde olacak?
  • Takip edilmesi gereken laboratuar tetkikleri nelerdir?
  • Beslenme ile ilgili ayrıntılı bilgi edinildi mi?

ÖKSÜRÜK

Öksürük: akciğerleri aspirasyondan koruyan, fazla havayolu salgısının ve yabancı materyallerin ağıza iletilmesini sağlayan, patlayıcı ekspirasyon şeklinde gerçekleşen bir reflekstir. Öksürük her zaman bir savunma refleksi değildir, bazen de patolojik bir refleks olarak da karşımıza çıkabilir.

Meselâ, astım, tüberküloz veya kanser gibi önemli bir hastalığın belirtisi olabilir.
Organizmaya ağır fonksiyonel ve yapısal zararlar verebilir.
Solunum yoluyla bulaşan enfeksiyonların yayılmasını kolaylaştırır.
Şiddetli öksürük hastayı yorgun ve bitkin düşürebilir.

Öksürüğün üç dönemi vardır:

  • Birinci dönemde derin bir nefes alınır.
  • İkinci dönemde gırtlak kapanır ve bu kapalı gırtlağa karşı solunum kasları kasılır. 200 milisaniye süren bu dönemde akciğer içindeki basınçlar hızla artar.
  • Üçüncü dönem, ise gırtlak birden açılarak akciğerler ve dış atmosfer arasındaki büyük basınç farkı nedeniyle sıkışmış olan hava şiddetle dışarı atılır.

Bu hızlı akımlar sayesinde solunum yollarında biriken salgılar, yabancı maddeler…dışarı atılmış olur. Bu sırada havayollarındaki salgıların, bronş duvarlarının ve komşu dokuların titreşimi ile malum ‘öksürük sesi’ duyulur.
Öksürük yakınması ile gelen hastada, öncelikle öksürüğün süresi ve balgamla beraber olup olmadığı sorgulanmalıdır.
Çok fazla sayıda hastalık öksürüğe neden olduğundan , ayırıcı tanıda kolaylık sağlamak amacıyla öksürük süreleri tanımlanmış ve olası tanılar sürelerle ilişkilendirilmiştir.
Üç haftadan kısa süreli öksürükler akut öksürük,
3-8 hafta arası süren öksürükler subakut öksürük,
8 haftadan uzun süreli öksürükler kronik öksürük olarak adlandırılmaktadır.
Son yıllarda bu tanımlamalara ek olarak; nedeni saptanan kronik öksürükler spesifik öksürük, bunlardan tedaviye yanıt vermeyenler refrakter öksürük, herşeye rağmen etyolojisi saptanamayanlar da kronik idiyopatik öksürük olarak tanımlanmıştır
Klinik pratikte etyoloji araştırmasında ciddi sorunlar yaşanan öksürük tipi, kronik – kuru öksürüklerdir.

AKUT ÖKSÜRÜK

En sık sebep üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır.
Soğuk algınlığı bunların arasında başı çeker ve kişilerin % 40-50 sinde öksürük ile birlikte seyreder, viral orijinlidir.
Bununla beraber influenza enfeksiyonu ve akut bronşitler de sık görülen akut öksürük sebeplerindendir.Bunları Pnömoni, yabancı cisim aspirasyonu, KOAH , astım atakları, sol kalp yetmezliği, daha az sıklıkla pulmoner emboli izler…Nadiren: Çevresel ve mesleki irritanlar,sigara dumanı, allerjenler psikojenik faktörler de akut öksürük nedeni olabilir.
Başka bir hastalığı olmayan sağlıklı kişilerde, akut öksürükler genelde kendine kendiliğinden geçer ve tanıda hikaye ve fizik muayene sıklıkla yeterlidir.
Akut öksürükte hemen inceleme gerektiren ve akciğer grafisi gerektiren durumlar şunlardır :
Hemoptizi (balgamda kan)
Ciddi göğüs ağrısı
Dispne (nefes darlığı)
Yüksek ateş
Tüberküloz şüphesi ( Evsizler, ilaç bağımlıları, tüberkülozlu hasta ile temas )
İmmunsupresyon (HIV, immunsupresif tedavi alanlar)
Malign tümör hikayesi
Ağır sigara içicileri
Belirgin hemoptizi ve olası yabancı cisim aspirasyonunda bronkoskopi yapılması şarttır.

SUBAKUT ÖKSÜRÜK

Post – viral ya da post infeksiyöz öksürük olarak da tanımlanır.
Havayolunda epitel hasarı ile birlikte oluşan geçici bronş hiperreaktivitesi genellikle şikayetlerden sorumludur.
Ayırıcı tanıda B. pertussis enfeksiyonu da akla gelmelidir.
Tedavide inhale steroidler kullanılabilir.

KRONİK ÖKSÜRÜK

Sebebini bulmak çok zorlayıcı olabilir.
Sigara içmeyen ve ACE inhibitörü (tansiyon ilacı) kullanmayan akciğer grafisi normal olan hastalarda:
üst hava yolu öksürük sendromu (UACS)
astım
gastroözefajial reflü öksürüğün en sık görülen sebepleridir.
Daha seyrek görülen nedenler arasında:
ilaçlar (ACE inhibitörleri, beta blokerler)
akciğer kanseri,
interstisyel akciğer hastalıkları,
kronik infeksiyonlar
bronşektazi yer alır.

KRONİK ÖKSÜRÜĞÜ OLAN BİR KİŞİDE

Tütün kullanımı,
Öksürüğün niteliğinde değişiklik,
Balgam olup olmadığı, varsa özellikleri,
Hemoptizi,
Retrosternal yanma,
Reflü tedavisi ile düzelme olup olmadığı,
Çevresel ve mesleksel etkilenmeler,
Alerji ve atopi öyküsü,
Gece öksürüğü,
Sinüs semptomları,
Yeni başlanan ilaçlar (özellikle ACE inhibitörleri, beta blokerler) soruşturulmalıdır.

PNÖMOKOK AŞISI NEDIR?

Pnömokok aşısı, pnömokok türü bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlara karşı koruyuculuğu olan bir aşıdır.

Pnömokok enfeksiyonları nelerdir?

En başta geleni pnömonidir. Diğerleri ise menenjit ve sepsistir.

Kimler Zatürre (Pnömokok) Aşısı Yaptırmalı?

  • Kardiyovasküler hastalığı olanlar
  • Kronik akciğer hastalığı bulunanlar
  • Diyabet hastaları
  • Alkolikler
  • Karaciğer sirozu olanlar
  • Beyin-omurilik sıvısı kaçağı olanlar
  • Dalağı işlev görmeyen veya alınmış hastalar
  • Hodgkin hastaları
  • Lenfomalı hastalar
  • Multipl miyeloma vakaları
  • Kronik böbrek yetmezliği olanlar
  • Nefrotik sendrom vakaları
  • Organ nakledilenler
  • Kemoterapi ve/veya radyoterapi görenler
  • AIDS’li hastalar
  • Huzurevlerinde yaşayanlar
  • 65 yaşın üzerindeki herkes

Aşı nasıl hazırlanır?

Pnömokok aşısı, pnömokok türü bakterilerin etkisiz hale getirilmesi ile hazırlanan karma bir aşıdır.

Pnömokok bakterileri nelerdir?

Bulaşıcı pnömoni hastalığına neden olan bakteriler olup, önde gelenleri Streptococcus Pneumonia olarak bilinirler.

Kaç çeşit pnömokok aşısı vardır?

İki çeşit pnömokok aşısı vardır: Polisakkarid pnömokok aşısı ve konjuge pnömokok aşısı.

Polisakkarid pnömokok aşısı nedir?

Polisakkarid pnömokok aşısı PPV olarak bilinir. Bakterilerin polisakkarid içeren kabuklarından hazırlandığı için bu adla anılır.

Polisakkarid pnömokok aşısının özelliği nedir?

PPV23 aşısının içeriğinde 23 tip pnömokok vardır ki bunlar pnömonilerin yüzde 90’ından sorumludurlar.

Konjuge pnömokok aşısı nedir?

Konjuge pnömokok aşısı PCV olarak bilinir. Proteinle birleştirildiği için bu adla anılır.

Konjuge pnömokok aşısının özelliği nedir?

Proteinle birleştirilmiş olduğundan ötürü çok daha uzun süreli etkiye sahiptir.

Pnömokok aşısının koruyuculuğu ne kadardır?

Polisakkarid pnömokok aşıları 5 yıl, konjuge pnömokok aşıları ise ömür boyu koruma sağlarlar.

Pnömokok aşılarının riski var mıdır?

Her iki aşı da inaktivedir, yani bakteriden arındırılmış ölü aşılardır. Özel alerjisi olanların dışında riski yoktur.

Polisakkarid pnömokok aşısının etkinliği nedir?

0.5 ml tek doz polisakkarid aşı, 5 yıllık bir koruma sağlar. Risk taşıyan hastalarda yarıdan fazla bir koruma sağladığı gösterilmiştir. Çocuklarda pnömoniye bağlı ölümleri yarıya yakın azaltır. Öte yandan pnömokokların kana karışmasını ve menenjiti önleyici etkileri de söz konusudur. Pneumo 23 aşısı, 2 yaşın üzerinde herkese uygulanabilir.

Konjuge pnömokok aşısının etkinliği nedir?

Polisakkarid aşılar en fazla 5 yıllık bir koruma sağlarken, konjuge aşılar yaşam boyu koruyucu olabilirler. 2 yaş altında olanlara uygulanan konjuge pnömokok aşısının yüzde 90 oranında bir koruma sağladığı bilinmektedir.

KİMLER GRİP AŞISI YAPTIRMALI?

  • Kronik kalp ve akciğer hastalığı olan çocuklar ve erişkinler
  • Bakımevi, huzurevinde kalan yaşlılar
  • 65 yaşın üzerindeki herkes
  • Şeker hastalığı, kanser, bağışıklık sisteminde bozukluk veya böbrek yetmezliği olanlar
  • Uzun süreli aspirin tedavisi görmesi gereken çocuk ve erişkinler
  • AİDS hastaları
  • Yukarıdaki grup hastalara grip bulaştırma olasılığı olan herkes (hastane, bakımevi personeli, aile bireyleri)

Neden her yıl aşı yapılmalı?

Üretilmiş antikor miktarı aşı yapıldıktan bir süre sonra azalır ve bir sonraki yıl için etkin koruma sağlayacak antikor kalmaz. Antikorların ortalama ömrü, 4-6 aydır. Ayrıca, virüsler her sene genetik olarak kendilerini değiştirdiklerinden, bir önceki yılın aşısı sonraki yıl yeterince koruyucu özellik taşımamaktadır.

Ne zaman aşı olmalı?

Ekim-Mayıs arası aşı yapılabilmektedir. Ekim-Kasım aylarında grip aşısını yaptırarak enfeksiyondan korunmak mümkündür. Grip geçirilmiş olsa bile, grip aşısını yaptırmak mevsim süresince oluşabilecek diğer enfeksiyonlardan korunmak için önemlidir. Grip aşısının etkinliği, yapıldıktan 15 gün sonra başladığından, bu süre içinde enfekte olunabilir. Aşı olunmasına rağmen, özellikle yaşlı kişiler grip olabilirler. Ancak bu kişilerde hastalık hafif seyreder, ölümcül komplikasyonlara yol açmaz.

Grip aşısının bileşimi nedir? Nasıl üretilir?

Grip aşısı, öldürülmüş ve saflaştırılmış grip virüslerinden oluşur. Grip aşısındaki bu virüsler tavuk embriyolarında üretilir. Daha sonra virüs, yumurtadan çıkartılıp inaktive edilerek aşıda kullanılacak bölümlere ayrılır.

Aşı nasıl korur?

Aşı yapıldıktan sonra, bağışıklık sistemimiz aşıdaki inaktif virüse karşı antikorlar oluşturur. Daha sonra, aktif virüs ile karşılaşıldığında, önceden oluşmuş antikorlar enfeksiyonu önler veya ağır hastalık riskini azaltır.

PNÖMONİ (ZATÜRRE)

Pnömoni, akciğer dokusunda meydana gelen iltihaplanma sonucu oluşan, daha çok küçük çocuklar ile yaşlılarda, kronik bir rahatsızlık sahibi olan kişilerde daha ağır bir şekilde seyreden ve zaman zaman ölümle sonuçlanabilen ateşli bir hastalıktır.
Hastalığın yaygın olarak görüldüğü aylar kış aylarıdır, hastalık kendisini, akciğerde bulunana hava keseciğinin iltihaplanması sonucu, oksijen alış verişini yerine getiremeyerek gösterir.
Akciğerlerde iltihaplanmaya neden olanlar virüs, bakteri veya mantar gibi mikroorganizmalardır. Zatürreye yol açan otuzun üzerinde mikroorganizma türü bilinmektedir.
Pnömoni yakın temas ile bulaşabilen bir hastalıktır. 1-2 metrelik mesafeden yakın temas kurulması halinde bulaşabilir. Hastalığın sağlıklı kişilere bulaşması, öksürük, aksırık ya da hasta kişilerin konuşması sırasında havaya yayılan damlacıkların doğrudan solunması yoluyla gerçekleşir.
Pnömoniye neden olan bakteriler, yakın temas sonucu solunumla beraber vücuda alınır. Üst solunum yollarında, burun ve ağzın birleştiği yerde yerleşip çoğalırlar. Burada gruplar halinde yer alırlar. Kalabalık yerler, kapalı alanlar, insanların toplu halde yaşadığı okullar, askeriye ve yurtlar pnömoninin bulaşma olasılığının fazla olduğu yerlerdir. Salgın şeklinde ortaya çıkabilir fakat soğuk algınlığı kadar bulaşıcı değildir. Bulaşması için en uygun ortam bir arada yaşayan ailedir. Özellikle küçük çocuklar arasında yaygındır.
Hastalığı kolaylaştıran nedenler alkol, uyuşturucu maddeler, sigara ve kötü hayat şartları, ağır geçen grip hastalığı gibi pnömoniye ortam hazırlayan etmenlerdir. Genellikle kızamık, boğmaca, grip, difteri, suçiçeği, tifo ve çeşitli bakteri enfeksiyonları ya da vücudu aşırı ölçüde zayıf düşüren hastalıkların seyri sırasında ortaya çıkar.
Belirtileri:

  • Üşüme ve titreme ile yükselen ateş
  • Sarı veya yeşil renkte balgam çıkartmak
  • Göğüs ağrısı
  • Kuru ve hırıltılı öksürük
  • Soluk alındığı zaman sırta çivi batırılıyormuşçasına duyulan ağrı hissi
  • Şiddetli baş ağrısı
  • Yorgunluk
  • Solunum hareketleri ve öksürüğe bağlı olarak şiddetlenen göğüs ağrısı
  • Kemik ağrısı
  • İştah azalması
  • Algılama bozuklukları
  • Dudaklarda oluşan uçuklar
  • Halsizlik
  • Aşırı susama
  • Hızlı solunum
  • Bayılacak gibi olma
  • Baş dönmesi
  • Yüzde şişme
  • Boğaz ağrısı
  • Yan ağrısı
  • Kuru ve beyaz dil
  • Dudaklarda mavileşme
  • Miktarı azalmış ve bekletildiğinde açık renk tortu bırakan idrar

Tedavi:

  • Antibiyotikler
  • Yatak istirahati
  • Ateş düşürücüler
  • Öksürük kesici ilaçlar
  • Oksijen alınması
  • Su kaybını karşılayacak ölçüde sıvı alınması
  • Bol vitaminli ve yüksek kalorili diyet
  • Hastanın çok iyi beslenmesi

Korunma Yolları:

Dengeli düzenli beslenmek, aşı yaptırmak, sigara içmemek, alkol alımından kaçınmak, vitamin ve mineralleri düzenli almak gibi önlemler, hastalığın ortaya çıkmasında koruyucu bir etkiye sahiptir.

AKUT BRONŞİT

Bronşit, bronş adı verilen havayollarının salgı artması ve diğer değişiklikler ile ortaya çıkan iltihabıdır. En sık rastlanan tipleri akut ve kroniktir.
Akut bronşit havayollarının salgı zarlarının yangısıdır. Çoğunlukla bakterilere bağlı olarak ortaya çıkar. Genellikle hafif, aktiviteyi az kısıtlayıcı şekilde seyreder ve tamamen geçer.
Akut bronşit üst solunum yollarının viral enfeksiyonlarından sonra ya da soğuk algınlığından sonra da ortaya çıkar. Kronik sinüzit ve/veya allerjisi olan hastalarda da görülür. Pnömoni, bronşitten sonra ortaya çıkabilen bir komplikasyondur.

Belirtileri:

  • Burun akıntısı
  • Fenalık hissi
  • Titreme
  • Hafif Ateş
  • Kas ağrısı
  • Boğaz ağrısı
  • Başlangıçta kuru öksürük
  • Daha sonraları balgam çıkarma’dır.

Tedavisi:

Hastanın yaşı, genel sağlık durumu ile tıbbi özgeçmişi, hastanın ilaçlara karşı toleransı, akut bronşitin hastada mevcut olan diğer hastalıklar üzerine olabilecek etkisi tedavi planında etkilidir.
Akut bronşit eğer virüs enfeksiyonlarına bağlı oluştuysa, antibiyotik tedavisi genellikle gereksizdir. Kullanılan tedaviler destek tedavisidir. Bunlar :Ateş düşürücü, ağrı kesiciler, öksürük şurupları,sıvı alımının arttırılmasıdır. Gerekirse havayolunu açıcı tedaviler kullanılır.

GRİP (INFLUENZA)

Özellikle Sonbahar ve Kış aylarında herkesi etkisi altına alan grip virüsünden korunmanın etkili yollarında birisi de grip aşısı…

Soğuk havaların yaklaşması ile birlikte başta çocuklar ve yaşlılar olmak üzere hepimizi tehdit eden grip virüsü, kalp, akciğer ve diyabet gibi kronik rahatsızlığı olan kişilerde ölüme kadar varan ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Influenza virüslerle oluşur. Soğuk algınlığı ile karıştırılır. Aslında çoğunlukla daha ağır ve ciddi bir tablodur.

Ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, titreme, yaygın vücut ağrıları olur. Çocuklarda ve yaşlı kişilerde daha ağır seyreder. Genel korunma önlemleri dışında en iyi korunma yolu, her yıl grip aşısı olmaktır.

Hastalık tedavisinde özel virüs ilaçları ve belirtilere yönelik destekleyici tedaviler uygulanır. Tedavi daha ciddi ele alınmalı ve yakın doktor kontrolünde uygulanmalıdır.

Gribin belirtileri nelerdir?

Grip, grip virüsü tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Gribe ait belirtiler birden ortaya çıkar. Bunlar, baş ağrısı, titreme ve öksürüktür. Bu bulgulara çok kısa sürede ateş, iştahsızlık, kas ağrıları ve yorgunluk eklenir. Bazen, özellikle çocuklarda mide bulantısı, kusma ve ishal bu bulgulara eşlik edebilir.

Gribe yakalanan bir kişinin bulaştırıcı olduğu süre nedir?

Bulaştırıcılık veya enfeksiyon ödemi, bulguların başlangıcından itibaren erişkinlerde 3 ila 5, çocuklarda ise 7 gündür.

Grip mevsimi ne zaman başlar?

Sonbaharda başlayıp, Kasım-Aralık aylarında artış gösterir, Nisan-Mayıs aylarına kadar devam eder.

Grip neden kış hastalığıdır?

Aslında grip mevsimlere bağlı değildir ve her iklimde ortaya çıkabilir. Gribin neden kış aylarında sık görüldüğü tam olarak bilinmemektedir. İnsanların kışın kapalı mekanlarda toplu halde daha sık bulunmaları; içerideki havanın kuru olmasının virüsün daha uzun süre yaşamasına neden olması açıklayıcı faktörler olabilir.

Gripten korunmak mümkün mü?

Elleri yıkamak, belli bir ölçüde enfeksiyon riskini azaltsa da etkin olarak bilinen tek korunma yöntemi, grip mevsimi başlamadan, iki hafta önce uygulanması gereken grip aşısıdır.

Grip olunca ne yapılmalı?

Birçok insan için 5-7 gün istirahat ve bol sıvı alımı yeterli olmaktadır. Yeni çıkan bazı ilaçlar, ilk bulguların başlamasından sonraki 48 saat içerisinde alındığında, grip belirtilerini 1-1.5 günde sınırlamaktadır.

Grip nasıl bulaşır?

Grip virüsü, insandan insana çok kolaylıkla, tükürük damlacıkları ile öksürük ve hapşırık ile bulaşır. Özellikle kapalı ortamlar, bulaşma için uygun mekanlardır. Ayrıca, grip olan kişinin tuttuğu kapı kolu, telefon ahizesi ile de bulaşabilir. Uçak yolculukları ile virüs bir ülkeden diğerine ve kolaylıkla bulaşmaktadır.

Yaşlılarda ve Yatağa Bağımlı Hastalarda Solunum Yoluna Kaçan Maddelere Bağlı Solunum Sistemi Zararlanmaları ( Aspirasyon Pnömoisi))

Burada Aspirasyon ile kast edilen ağız veya mide içeriğinin normalde olmaması gerektiği şekilde solunum yoluna geçişidir. Bu durum bazen sağlıklı bireylerde de görülür. Ancak genellikle vücudun kendi mekanizmaları ile buradan uzaklaştırılır. Bunun kişiye yaptığı zararlanma solunum yoluna kaçan materyalin miktarına, cinsine, vücudun verdiği yanıta ve olayın meydana gelme sıklığına bağlı olarak farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bu tür solunum sistemi zararlanmalarının (Aspirasyon Pnömonisi) nedenleri ve yarattıkları klinik tablolar oldukça geniş kapsamlı bir konudur. Biz burada yatağa bağımlı hastalarda meydana gelen aspirasyon pnömonilerinin nedenlerini ve korunma yollarını anlatacağız.

Solunum Yoluna Madde Kaçma Nedenleri

• Yutma ve öksürük refleksini ve yutma kaslarını zayıflatan durumalar (ileri yaş, kas ve sinir harabiyeti yapan nörolojik hastalıklar, inme, kafaiçi kanama vs)

• Diyabetik ülserler

• Hareket kısıtlılığı, yatağa bağımlı olma durumu

• Mide boşalmasını geciktiren durumlar

• Mide kapağının mide içeriğinin kaçmasını engelleyemeyecek kadar gevşemesine neden olacak durumlar (Gastrik reflü)

• Ağız içi hijyeni bozan durumlar

 

Sağlıklı bireyde solunum yoluna kaçan maddelerin miktarının az olması normal ağız florasında bulunan bakteriyel hastalık yapma gücünün düşük olması, öksürme fonksiyonunun ve diğer savunma mekanizmaları nedeni ile akciğer zararlanmaları daha az görülür.Ancak bunlardan birinde bozukluk olursa yabancı cisim nedeni ile akciğer zararlanması görülür ki buna Aspirasyon Pnömonisi denilir. Akciğere yabancı cisim için kolaylaştırıcı koşul yaratan durumlar, bilinç düzeyinde değişiklikler sonucunda öksürük refleksinde azalma, nörolojik hastalıklar sonucu oluşan yutma zorluğu, üst mide- barsak sistemi tutan hastalıklar başta olmak üzere pek çok girişimlere bağlı olarak da aspirasyon gelişebilir. Aspirasyon pnömonisi ile ilişkili risk faktörleri;

 

• Yaş önemli bir risk faktörüdür. Yaşlılarda yutma ve öksürük refleksinin bozukluğuna bağlı olarak aspirasyon riskinin arttığı düşünülmektedir

• Kötü ağız hijyeni

• Beslenmede başkasına bağımlılık

• Akciğer hastalıkları

• Eşlik eden diğer hastalıklar hastalıklar ve ilaçlar

• Geçirilmiş felç

• Alkol kullanımı

• Yutma zorlukları

KORUNMA

Hastanın durumunun doğru tespit edilmesi gerekir. Yutma refleksi var ise diğer risk faktörleri dikkate alınır düzeltilebilecek olan faktörler düzeltilir. Ağız hijyeni sağlanır. Varsa reflü tedavisi yapılır. Hasta mutlaka dik ve oturur pozisyonda beslenir. Gıdalar kolay yutulabilir kolay sindirilebilir gıdalardan seçilir. ihtiyaç halinde yutma fizyoterapisi tedavisi alınır. Yutmanın olmadığı veya geliştirilemeyeceği düşünülen durumlarda ağızı kullanmadan direkt mideye ulaşılarak beslenme( Nazogastrik sonda veya PEG aracılığı ile) yoluna hızla gidilmelidir.